17-11-2018 09:46:26

Cumhurbaşkanı Erdoğan , Siyaset Akademisi Açılışına katıldı

Cumhurbaşkanı RecepTayyip Erdoğan, "AK Parti 18. Dönem Siyaset Akademisi"nin açılışında konuştu.

Akademinin faaliyetlerine bugüne kadar 60 bin kişinin katıldığını ve bunlardan 25 bininin süreci başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandığını belirten Erdoğan, "Bunun benzeri siyaset dünyasında yoktur, siyasi partilerde böyle bir şey yok. Çünkü onlar siyaseti, hiçbir zaman bir okul olarak görmedi ama AK Parti, bu işin aynı zamanda mektebi oldu.Ülkemizde halkın siyasete ilgisini artırmayı, her alanın uzmanları tarafından verilen bilgilerle daha bilinçli siyaset yapılmasını amaçlayan bu faaliyet diğer partilere de örnek olmuştur. Çünkü biz ilklerin partisiyiz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, hayatın her alanı gibi siyaset akademisinin de zaman içinde gelişerek sürekli ileri gittiğini söyledi.

Milletin tamamını kucaklayan bir parti olarak siyaset akademisinin görüş ve meşrep ayrımı yapmaksızın herkese kapısını açtığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Akademi programlarına katılanların yaş ortalamasının 36 olması, katılımcıların üçte birinin kadınlardan oluşması, programın her eğitim öğretim düzeyinden ilgi görmesi yürütülen çalışmanın ne derece isabetli ve kapsayıcı olduğunu gösterir. Bugün de yaklaşık 6 bin 500 katılımcıyla 30 ilimizde akademimizin yeni dönemini başlatıyoruz. 

Geçtiğimiz 10 yılda siyaset akademisi programlarımızın gerçekleşmesinde emeği olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. 2019 gibi önemli bir dönemecin hemen öncesinde başlattığımız bu faaliyetin, parti ve ülke olarak hedeflerimize ulaşmamız konusunda çok önemli katkıları olacağına inanıyorum."

"BU KADRO SİCİLİ AK, ALNI AK, BAŞI DİK BİR KADRODUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim tarihimiz de tıpkı adımız gibi aktır. Bu kadro; sicili ak, alnı ak, başı dik bir kadrodur." dedi. AK Parti'nin iktidara gelmesinin üzerinden 15 yıldan fazla süre geçtiğini, buna rağmen Türk milletine ilk günkü aşkla hizmet ettiklerini vurgulayan Erdoğan,hayata geçirdikleri her proje, çözdükleri her sorun, ekonomiye kattıkları her artı değerin, kendilerini ilk günkü gibi heyecanlandırdığını söyledi.

Erdoğan, "Bugün AK Parti halen zihniyet, söylem,siyaset yapış tarzı itibarıyla Türkiye'nin en geniş partisidir. AK Parti 10,5 milyona yaklaşan üye sayısıyla bu ülkenin en dinamik, en yenilikçi partisidir.Partimizin asıl gücü işte bu özelliklerdir." dedi.

Erdoğan, zaman zaman kendilerine 15 yıllık iktidarın sırrının sorulduğunu, gittikleri ülkelerde muhataplarının onca saldırıya ve sınamaya rağmen nasıl ayakta durduklarını sorduklarını aktararak, şunları söyledi:

"Bizim bu kadar enerjiyi nereden bulduğumuzu, yorulup yorulmadığımızı merak ediyorlar. Biz de onlara hep aynı cevabı veriyoruz.'Milletiyle beraber yürüyeni alaşağı edebilecek hiçbir fani güç yoktur.'diyoruz. 'Hakk'ın ve halkın iradesinden başka irade tanımayız. Aşk ile çalışan yorulmaz, ne zaman ölürsek işte o zaman yoruluruz.' diyoruz. Her an ölümle iç içe olacağız."

Onun için her an ölecekmiş gibi ebedi aleme, hiç ölmeyecek gibi bu dünyaya çalışacaklarını ifade eden Erdoğan, AK Parti'yi anlamak isteyenlerin başka yerlere değil öncelikle bu ilkelere bakmaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Bizim 15 yıldır devam eden, her gün daha da güçlenen hizmet yolculuğumuzun sırrını çözmek isteyenler, cevabı bu hasletler de aramalıdır." dedi.

 

"KUR'AN-I KERİM,RABBİMİZİN EMRİ GEREĞİ KIYAMETE KADAR CARİDİR"

Değişim meselesinin asırlara ve her konuya sari bir husus olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Değişimi inkar etmek, kafasını kuma gömen deve kuşu misali kendi kendini kandırmak demektir. Elbette asla değişmeyen ve değişmeyecek olan kurallar da ilkeler de vardır. Mesela İslam'ın son din olduğu asla değişmeyecek bir hakikattir. Bununla kimse oynayamaz. Biz buna böyle iman etmişiz. Mesela Allah'ın, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bize açıkça ifade ettiği hükümler, yani naslar asla değişmemiştir, değişmeyecektir.

Dinimiz İslam ve kitabımız Kur'an-ı Kerim, Rabbimizin emri gereği kıyamete kadar caridir. Bu da dinimizin ve kitabımızın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kıyamete kadar gidecek olan tüm toplumlar,yaşanacak tüm hadiseler, ortaya çıkacak tüm yeni durumlar karşısında söyleyecek sözü olduğu anlamına gelir."

"ZAMANIN DEĞİŞMESİYLE AHKAMIN DA DEĞİŞECEĞİ İNKAR EDİLEMEZ"

Kur'an-ı Kerim'in, her an ve her zaman söyleyecek sözünün bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ama bunlardan hareketle yapılan içtihatlar, geliştirilen kurallar ve bunların uygulamadaki karşılıkları elbette zamana, şartlara, imkanlara göre değişecektir. Mecelle kaidesidir." dedi.

"Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yani zamanın değişmesiyle ahkamın da değişeceği inkar edilemez. Kurallar bunlardır, bunlarla hareket edilir. Eğer biz, içtihatları değiştirmezsek yani uygulamaya ilişkin kuralları, içinde bulunduğumuz şartlara göre sabit olan naslara uygun şekilde yenilemezsek sadece kendi kendimizi kandırmış oluruz.

Müslümanlar eskiden olduğu gibi şimdi de kendilerini sürekli olarak geliştirmek durumundadır. Müçtehitlerimizin de tarihin seyri içinde yaptıkları bu değil midir? İnsanlığın bugün ulaştığı noktada sahip olduğu imkanları; teknolojiyi, iletişimi, şehirleşmenin getirdiği insan ilişkilerinin asıl yok sayabiliriz. Bu tutum biraz önce ifade ettiğim Mecelle kaidesine de aykırıdır."

Bu tartışmanın en çarpıcı örneklerinin son günlerde kadınlar konusunda yaşandığını dile getiren Erdoğan, yalnızca ilmi zeminde, teorik bir tartışmanın konusu olacak hususların, toplum önünde alelade bir meseleymiş gibi konuşulmasını içeriğinin ötesinde yöntem olarak da doğru bulmadığını belirtti.

Türkiye'de pek çok örneği görülen ifrat, tefrit ortamında insanların, kime kulak vereceğini, neye itimat edeceğini şaşırdığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu konularda konuşma yetkisi benim değil, ben Diyanet İşleri Başkanı değilim. Ben Cumhurbaşkanıyım ama Cumhurbaşkanı olarak, bir Müslüman olarak üzerinde sorumluluğu olan bir insan olarak dinime getirilen bu zafiyete de bizim tahammülümüz yok. Burada bildiğimizi, inandığımızı da söylemek zorundayız. Temenni ediyorum ki, şu anda Başbakan Yardımcımız da burada, bu konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanımız alanı boş bırakmaması lazım. İşte bu tür adamlara bu alan boş kalır da bunlar konuşursa ortaya böyle zaaflar çıkar. Bu konularda tabii asıl ön alması, tavır alması gereken hocalarımızın, bu kadar ilahiyat fakültemiz var,ilahiyatçılarımızın, muteber alimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da sesleri duyulmuyor veya korkuyorlar. Ne korkuyorsun be kardeşim. İslam ilmiyle mücehhez olan bir ilim erbabı korkar mı? Çıkacaksın gerçek neyse bunu söyleyeceksin. Hiç kimsenin Türkiye'ye böyle bir kafa karışıklığı yaşatmaya,dinimizi böylesine karikatürize etmeye hakkı yoktur. Bizim itirazımız hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Biz bir dinde reform, böyle bir şey aramıyoruz. Böyle bir derdimiz de yok. Haddimize mi? Asla."

Önüne gelenin çıkıp da kadın, genç ve yaşlılarla ilgiliileri geri konuşmasının İslam'a getirdiği lekeyi, gölgeyi görmemezlikten gelemeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "İslam'ı değişime kapalı bir din olarak göstermeye çalışan zihniyet ile İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan çarpıklıkları dinimize mal etmeye çalışan zihniyet, aslında aynı gayeye hizmet etmektedir. Her iki yanlışın da önüne geçebilmek için Türkiye'de din eğitim ve öğretiminin sağlıklı bir temel üzerinde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır." dedi.

"SİZ BU FAKİRİ KORKUTAMAYACAKSINIZ"

Ülke ve millet olarak ağır bir bedel ödenilen FETÖ tecrübesinin, bu bakımdan çok önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bizim ilahiyatçılarımız, Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bunlar meydanı bu FETÖ gibi alçaklara bıraktılar ve toplum bu hale geldi. Bu bize örnek olmayacak da hangisi bize örnek olacak. El Kaide, DEAŞ, Boko Haram gibi terör örgütleri sahih İslam'ın öğretilmesi konusundaki eksikliği kullanarak ortaya çıkmış ve palazlanmıştır.Şimdi de dünkü yaptığım konuşmadan sonra birileri aynen bu şekilde sosyal medyada konuşmaya başladılar. Siz bu fakiri korkutamayacaksınız, hak neyse ben onu söylemeye devam edeceğim. Kitabımızın, Kur'an'ımızın, İslam'ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Bu tür gözlüklerle bakarak kalkıp da dinimize fatura kesmeye, kestirmeye de hakkınız yok. 'Bu örgütlerin arkasında falanca var, filanca var' yaklaşımı doğru da olsa bizim derdimize derman olmaya yetmiyor. Şayet arkanda kim olursa olsun, kullanılan kişiler bizim insanlarımız ise ortada çözmemiz gereken ciddi bir mesele var demektir."

"NE KADAR İSLAMDÜŞMANLARI VARSA ARKASINDA"

"FETÖ'nün arkasında kimler var görüyorsunuz değil mi?" diye soran ve salondaki partililerden "Amerika var."karşılığını alan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece orası olur mu canım, '160 ülkede çalışıyorum'diyor. Ne kadar İslam düşmanları varsa onlar arkasında. Dert ümmeti bölmek,İslam'ı bölmek, İslam'ı parçalamak, zayıf düşürmek. Bizim bunlara asla zemin hazırlamamamız gerekiyor. Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de biz kullarına defalarca yönelttiği yüzlerce